BARIŞ
VE BARIŞIN ÖNEMİ
İnsanlığın
varoluşundan bu yana hep gereksinim duydukları, genelde oluşumu için hep düşünsel ya da
eylemsel uğraşı içinde oldukları en büyük olgu “barış” olmuştur. Barış aynı
zamanda eşitlik ve mutluluk demektir. İnsanların elindekiyle hiçbir zaman mutlu
olamadığını düşününce barış epey bir önem kazanıyor bizim için. Zaten tarihte
bu kadar acı izler bırakan savaşı istemez kimse. Herodotos, “Kimse savaşı
barışa yeğleyecek denli duygusuz değildir” der. Ve bu sözü ile düşüncelerimizi
doğru kelimeler ile ifade etmiş olur. Jean Giraudoux ise barışı “iki savaş
arasındaki kesinti” olarak tanımlar. Onun bu sözü benim aklıma Truva Savaşı’nı getiriyor. Niçin bu savaş başladı? Paris güzel
Helen’i kaçırdığı için mi? Yoksa Agamemnon uzun zamandır istediği Boğaz
kontrolünü ele almak istediğinden mi? On yıldan fazla süren ve pek çok şehir
devletinin katıldığı bu savaşı böyle romantik bir nedene bağlamak da son derece
romantik olur.
Barış insanlar için çok önemli bir
unsurdur. Barış sağlanamayan bir toplumda huzur olmaz; çünkü huzurlu bir
toplumun oluşması için en önemli etkenlerden biri barıştır.
Atatürk; barışın sağlanabilmesi için
elinden geleni yapmıştır. Bunun sonucunda da başarıya ulaşıp bu günlere
gelmemizi sağlamıştır. Bizler birbirimize destek olup birlik ve beraberliği
sağlarsak yurtta ve dünyada barışı sağlayabiliriz. El ele verirsek ülkemizi
paylaşmak isteyenlere de fırsat vermeyiz. İnsani amaçlarla dünyada kalıcı bir
barışın koşullarını oluşturmak için elimizden geleni yapmalıyız.
Savaş insanlığın yüz karasıdır; çünkü savaş
dünyada derin yaralar açıp insanlığın ekonomik ve siyasal anlamda derin
çöküntüler içerisinde kalmasına yol açar. Dünyanın oluşumundan bu yana
insanoğlu barış içerisinde bir arada yaşamanın yollarını aramıştır. İlk
çağlardan bu yana insanlar bir araya gelerek bir takım tehlikelere karşı
kendilerini korumak istemişledir. Bunu da başarmışlardır. Hani, karanlığın
ardından doğacak bir güneş vardır ya, işte barış bence budur; çünkü ancak barış
karanlık ortamlara ışık verebilir.
Dünyadaki canlı hayatının devamı
için, insanların barış ve huzur içinde yaşamaları için bütün ülkeler
kendilerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir. Daima barış içerisinde
olmak, her zaman mutlu olmak demektir; çünkü mutluluk ancak barış içinde
yaşanabilir.
Yorumlar
Yorum Gönder